Showing posts with label feysbuka olum. Show all posts
Showing posts with label feysbuka olum. Show all posts

Wednesday, June 13, 2012

parla.cat



EVEEEEET! 


As I promised to myself, from now on, well, from couple of hours ago, I am trabajo-free, totally free, dedicating myself to my -with my friend's exact words: noble goals


I have already changed the language of my blogger into català and activated my account on PARLA.CAT
I really wanna learn català although it is incredibly difficult for me (sad sad face). Hear me out, my dear catalan friends! Be proud! 


what was more on the list? dont remember, damn ! 


oh, I've been applying to jobs, any jobs, since the last month... nothing yet... you never know... 


what else? losing weight.......... haven't eaten much today, though it was not because of diet, but because of the homeworks and job applications on what i was completely focused.... 


more, more!!!! 


finally, I was thinking of re-activating my facebook account... after i could literally finish my homeworks... I did it, but I am still thinking about it, can't be sure, can't dare, i'm scared and also have the feeling of shame as if i am sneaking around behind people's back or commiting an adultry :P 


what would happen if i re-activate it? would i get drawn into it? or everything would be just like it is now... ARGH FUCK!!  .......... speaking of which..... lately I have a lot of urges to do it..... ARGHHH! 


anybody help me?! 


>x(







Wednesday, May 30, 2012

2000

aslinda bende cok pis muhendis kafasi var. bunu okuyanlar kis kis gulecektir. "ulen felsefe bitirdin, ustune feminizm falan okuyosun, yuh" dicekler. dogru. evet bunlari yaptim yapiyorum. ama bu kafamin moendis usulu calisamayacagi anlamina gelmiyor. isteyen anama, olmadi okuldaki hocalarima sorabilir. ya da ugrasmaya gerek yok, ben zaten "ama bu cok sacma, cok gereksiz, dolayisiyla anlamsiz, niye boyle seyler isliyoruz lan sinifta" falan diye etrafta da dolasiyorum. 

tabii ki de felsefe okumanin getirdigi belli bir degerlendirme sorusturma muhalefet becerisi var, ama bu yine de "p then q" nun beni daha iyi tanimlayamayacagi veya yansitamayacagi anlamina gelmez. herneyse. zaten muhtemelen bendeki muhendislik dehasini gormus birileri yoktur cevremde. haha. 

matematigi fizik kimyayi falan sevmem hic, sirf bu yuzden TM okudum. geometrim iyiydi bak. velhasil, bugun burada olusumu TMye ve OSYM de sansima dusene borcluyum. pisman miyim? asla. iyiyim ben.

baktim bayadir yazmamisim, zaten yazsam da kim okuyor kim okumuyor anlamiyorum, IP ler falan cikiyor, en fazla hangi sehirden girilmis onu goruyorum, tahminle tatmin ediyorum kendimi. zaten asil deginmek istedigim konu da oydu. 


yani, ne yaparsak yapalim, nerede olursak olalim, boyle bir ilgi arsizligi, sevgi hirsizligi, tum dikkati uzerimizde isteme simarikligi vs, artik soyleyecek kelime bulamiyorum. kisaca her yedigimiz halti birileri gorsun de duysun da takdir edileyim amaciyla yapiyoruz aq (buraya aq guzel gitti allasen). kucukken o kadar mi sevgisiz yetistik de, sosyal medyanin kulu kopegi olduk bu kadar, amma potansiyel varmis bizde yaw, anlamadim gitti. ne felsefe, me muhendislik mezunu, ne iktisatci ne avukat, hepimiz ayniyiz. ayni bokun soyuyuz ya da soyun boku. ayni kapiya cikar. feysbuk illetiyle basladi, bir suru baska siteyle devam etti bu sapiklik. 

tweet atiyorum diyerekten otu boku cumle aleme yazip herkesi herseyden haberdar etme zihniyeti neden nicin? psikologlar, sosyologlar hatta psikiatrlar lutfen bir el atsin su ise. toplu toplumsal terapilere gidelim. bu "center of attention" olma istegi tutku ve potansiyelini baska yerlere kanalize edelim. ekonomimizi kurtaralim, ya da daha iyisi tum milleti su tayyipten kurtaralim. vatana millete hayirli olurdu en azindan. nedir bu kardesim. 

hani lanet olsun, konu da oyle bir konu ki, her allahin gunu binbir baska adamla tartisiyorum, ne yaraticilik kaldi, ne memleket meselesi. 2 fix konu: erkekler ve facebook. erkekleri yerden yere vurup masaya yatirdiktan (eh, siddete karsiyiz ama bazi hallerde kabul edilebilir he he he) sonra sar basa "eee why don't you have facebook?"

arada cok canim sikilinca acip bakiyorum su tweeter miydi boyle kardesimin arkadaslarina falan. daldan dala bazen. goruyorum, atilan tivitler 1 hour ago, 2 hours ago, 3 hours ago...... 19 hours ago.... inanilmaz. hatun saat basi, hatta 1 saatte 2-3 tivit atmis. gercekten inanilmaz. yani canin sikildiginda ne yaparsin? acar tv ye bakarsin, arkadasini ararsin, sokaga cikarsin. eline bir kitap alirsin ya da bir dergi sayfasini karistirirsin. olmadi wikipedia ya bak bisiler oku her ne kadar kolpalasa da millet orda, (wiki is not a reliable source, we know that!) olsun. yani tutup onun bunun feysbukuna fotolarina bakmamalisin, kim ne demis ne yapmis, dedikodu kazani, takip edip 3 dakkada bir tivit mivit atip can sikintini dunya aleme bildirip bir de feysbuk uzerinden insanlarin sana bisiler demesini beklememelisin. normal degil bu. bu kadar yalniz, bu kadar ilgi sevgiye muhtac misin? miyiz? yazik degil mi harcanan vakte, bosu bosuna uzulmelere, kendi kendini kotu hissetmelere baskalarinin yuzunden falan... vallahi yazik.

ha ben cok mu entel dantel takiliyorum su hayatta? yöö. canim sikildiginda acip film izliom en azindan. ya da dizi mizi bakiorum. bana cok mu sey katiyor? yöö. ama en azindan onun bunun sacma sapan fotolarina duvarlarina iliskilerine bakmiyorum. "ay canim da pek sikildi, burdan hebele hubelenin oglu kizina selam yolluyorum, sizsiz olmuyorr" ya da "ah su anda ne kadar huzurluyum, camimdan Montjuic manzarasi, su sicak gunde apisaramdan pufur pufur esen ruzgar, bir de manitam olsa yanimda doymayin keyfime" falan gibi abidik gubidik seylerle milleti kiskanclik krizine falan sokmuyorum (ola ki imrenen cikti). 

evet, bu "center of attention" furyasina karsiyim. her gece partiye gidiyormus imaji vererek her buldugu oglan cocuguna sarilarak poz veren, cok acayip sekillere giren, ya da sanki surekli dergi kapagi cekimlerine mankenlik yapiyormus gibi profil fotograflariyla "seyircilerinin" karsisina cikan insanlara illet oluyorum. bir de bu fotolarin altina "canim muhtesemsin" "oha tas gibisinnnn bayiliyorum sanaaa" "ne kadar guzel bir fotograf allah sahibine bagislasin" falan gibi gereksiz yorum yapan, ve de bir de bunlari abartanlara da ayri bi sinirleniyorum. yani, aslinda, al birini vur otekine, ne diyelim.

gelelim konu basliginin anlam ve onemine. 

evet, tum sosyal medyayi yerin dibine gomerim, abartili ve asiri kullananlarin da azina sicarim. ama gel gor ki, her gun blogumu acarim, statlerimi kontrol ederim, bugun kim girmis yeni biri beni okumus mu, follower sayimda bir degisiklik olmus mu diye.

hatta tiklanma sayimi da gorunce, viç iz 2000 olmus bay di vey, (yarisi bana ait bile olsa, 1000 gayet iyi bir rakam) cocuklar gibi sevinirim. 

en nihayetinde hepimiz ayni bokun soyu, ayni soyun bokuyuz, oyle degil mi? :)








Friday, May 18, 2012

finally

Facebook halka acilmis. Zuckerberg servetini astronomik rakamlara ulastirmis. Aferim ona.


Ben de icim burkula burkula sonunda cikardim seni listemden. hatta block'ladim. Aferim bana.




PS: 100. postum boyle mi olacakti? vay anam vay... 





Tuesday, January 10, 2012

¡ OMG !


Hostiasss!

Madre mía!

Yildonumum.

I’m “Guiri @ Barna”, and I’m sober for 1 year now.


I should give some more details about IT: 

FAQ's

Q: Do I miss it?
A: No, not really.

Q: Do I regret it?
A: No, not at all.

Q: Have I ever had second thoughts?
A: Sure, I'm a human being after all.

Q: Have I ever reactivated it?
A: 2 times, once for couple of minutes, to get the email of an important person, once for couple of seconds to check if they totally deleted my account, no they didnt. 

Q: Have I ever looked at it from other people's account?
A: Sure, I'm a human being, again. 

Q: Can I manage to survive?
A: Sure, no problem at all. 

Q: Can I get the news and gossips? 
A: I have friends, gossiping is universal. I get the most important ones. Better.

Q: How do I hear about events, parties and concerts?
A: I have friends, please. And still internet with a better connection.

Q: Can I be in touch with people?
A: If they/I sincerely want it, sure. There are always ways.

Q: How do I connect with people?
A: Once upon a time, we didnt have Facebook, we could still connect. Now there is e-mail, or phone, or postcards and letters. Old fashion is more fun.

Q: Am I happier now? 
A: I'm not unhappier than before.

Q: Will I reactivate it int the future?
A: You never know. But I hope not.


For more answer, please ask. 
Curiosity kills the cat. Thank G, we'r not cats.


Friday, November 11, 2011

A A


Her gun yeni seylere bagimli olmaya basliyorum. Nasil bir bosluksa, nasil bir state of mind daysam artik, ipin ucu kacmaya basladi.

Hadi onceleri arada sirada okurdum, yeni yazilar geldikce. Simdi sabah 6 lara kadar, baska seyler yapiyor olmam gerekirken, (yanlis anlasilmasin, uyumaktan bahsediyorum kesinlikle) tutmus ardi arkasi kesilmeden blog okuyorum, hem de 2008lerde yazilmis, coktan aktualitelerini kaybetmis yazilar. Baskalarinin yasadiklarini, ister kurgu ister gunluk olsun, takip etme, ogrenmek isteme durtuleri ne zaman gececek, ey pek inanmadigim yuce rabbim?

Hayir kendi kendime bozuluyorum artik, ezik miyim neyim. 
Surekli dilemmalar, celiskiler icerisinde yuzuyorum.

Ben ki sigaraya bile “bagimlilik cok igrenc birsey, insan kendine saygisini yitirir vallahi” diyen insan, ota boka bagimliliklar gelistirdim adeta. Kendimden korkuyorum yemin ediyorum.

Onceleri diziler, surekli yerken icerken sabah aksam dizileri takip ediyordum. Hala da ediyorum. Baktim gun icinde izledigim diziler yayinlanmamis, bu sefer kendimi bloglara (aslinda tek bir bloga) kaptirdim. An itibariyle gecenin sabaha karsi zaman diliminin 5. Vaktindeyiz, 6ya gelmek uzereyiz, ben bu zaman araligini okumalarima, felsefik hatta Marxist enigma gibi ispanyolca yazilari cozmeye adasaydim, coktan 10 sayfalik odevime baslamistim. Ama hayir, gerizekali oldugum icin bana zerre faydasi olmayacak bir insan evladinin gunluklerini, gozlerim sasi bak sasir moduna baglamis bir sekilde yazilarini takip ediyorum . Serefsiz de hakkaten gunu gunune yazmis, hayatini, neler olup bittigini, sevgilisiyle nerde ne yaptigini, ayrilip ayrilmadiklarini, barisip barismayacaklarini merak ediyorum.

Ben ki kendi kendimi ne kadar guzel kontrol edebildigimi soyleyip kendimle gurur duyardim, “o eski halimden eser yok simdi” naralari atmaktayim icten ice. Hani nerde kontrol? Kontrol dedigin ille de erkeklere bi tarafini elletmemek degil ki anasini satayim, kaldi ki seneler gectikce onu bile yapmak zorlasiyor. 70 yasinda cisini tutamayan yasli neneler dedeler gibiyim, elime gozume hakim olamiyorum. “kendimi kontrol edemiyorum butun cinler tepemde”. O eski erdemim bitmis gitmis.

Simdi kendimle tek gurur duyabildigim sey hala aradan 10 ay gecmesine ragmen feysbuk umu acmamis olmam. Onu da bu sabah kaybetmek uzereydim. Elimde avcumda kalan, eski kontrollu halimden bana yadigar tek veriyi de carcur etmenin esigindeydim. Evet itiraflar olsun, yakin cevremle coktan paylastim bu itirafimi, ama buraya yazip iyice legitímate yapayim. Itiraf ediyorum, actim chrome u, girdim www.facebook.com adresini. Beni bir heyecan sardi, kalbim atiyor gum gum, dedim ne oluyoruz, sanki yan komsumuz yine “sekerimiz bitti biraz odunc alabilir miyim” diye kapiya geldi (Bu da bambaska bir yazi konusu, coming soon). Bende bir titreme, bir kizarma, kanin beynime sicradigini, yanaklarimin Heidi gibi kizardigini hissettim. Uzun zamandir beni boyle heyecanlandiranin da ezeli dusmanim feysbuk olusu baska bir vehamet gostergesi. 

Neyse ki annem bu yazilari okumuyor, eminim yine “kizim mutsuz” diye oturup  aglardi. Hayir anne, biri sana okursa bunlari eger bil ki mutsuz degilim. Hasa. Hatta bugun kizlarla seminer sonrasi ciktik muhtesem mahallemizin gurbetcilerinin ugrak mekani olan Rambla del Raval da oturduk muhabbet ettik, gulduk, eglendik, kalktik cis yapmaya bize gittik, cay demledim. Caylarina ilac kattigim konusunda hemfikirlerdi, surekli guldugumuz ve bizi atesler bastigi icin. Hayir anne, o ates basmalari caydandi, gercekten (ohm ohm). Neyse. Konudan saptim yine. 

Sonuc olarak, sanki yasak elmayi yiyormusum gibi feysbuk a girme dusuncesi bile kalbimin yerinden oynamasina sebep oldu.

Cok tehlikeli sularda gezindim.

Celiskilerin kadiniyim alimallah.

Madem o kadar girmek istiyosun, bir arkadasin seni bu temptationlardan caydirmaya calistiginda kendi kendini justify etmeye calisma. Ha madem utaniyosun, kendine hakim olmaya calisiyosun o zaman seni geri donmen icin yureklendiren arkadaslarina “ama girersem baglanir kalirim, hayir acmicam” seklinde kontrargumanlarda bulunma.

Madem herkes seni okusun, benimsesin, ozumsesin, sevsin, takdir etsin, takip etsin istiyosun, o zaman ac blogunu halka, googleda aramalarda gorun, ac feysbuku da yap reklamini. Oyle her gun statcounter ina bakip bakip yeni kac kisi girmis, eski takipcilerden kim kaldi gibi seylerle ugrasmazsin… Ha madem cekiniyosun, oyle gecmisinden hortlayip karabasanlarin korkulu ruyalarin olan birileri de bulur gelir diye korkuyosun o zaman sizlanma, otur oturdugun yerde, gizlice yaz kizim! Baska blog yazarlari gibi unlu oluvermek gokten zembille mi iniyor saniyorsun? Medyanin bu korkutucu gucuyle artik her kiytirik blog kose sahiplerinin bile vardir bir Pucca, bir KLBHE gibi unlu olmak, gozde olmak. Kendine gel.

Madem yalniz oldugunu dusunuyosun, bekarliktan sikildin, hayatinda birilerini istiyosun, cik disari, gordugun guzel erkeklere laf at, nasilsa onlar da “ya tutarsa” zihniyetiyle gelene gecene laf atmasini biliyo, sen de yap. Belki hayatina bir renk gelir, belki kahraman katalan/ispanyol genclerden 1-2 tanesi senin onurunu korumak icin kavgaya tutusurlar. (Tamam bu biraz fazla utopik oldu kabul ediyorum.) Madem kimseleri begenmiyosun, o zaman niye uzakta olsalar bile sana ilgi gosteren insanlari da kendinden uzaklastiriyosun? Oyunu kurallarina gore oynama. Bu yaz hangi kurallari taktin ki simdi birden bire “aman insanlari uzmeyeyim” diye dusunup kendi kendine koydugun cakma ahlak kurallarini uygulamaya calisiyorsun?

Kendine yeni seyahat hedefleri mi koydun? Basla gerceklestirmeye. Yalnizlik Allaha mahsustur ama her canli da yalniz dogar, yalniz olur. Cik git tek basina. Bu zamana kadar kimler eslik etti ki sana senelerdir tum Avrupa’da, hala miymiy ediyosun.

Ama iste kendime kizip buraya yazdigim kadar kolay olmuyo uygulamalar. Hic bir uygulama su hayatta HTML kodu gibi degil ki anasini satiim, kopyala yapistir ve oluversin hop diye…


ve UYU ARTIK AQ !!

Thursday, October 27, 2011

sweet & bitter temptation

i have concerns. 


lately one thought is crossing my mind constantly: reactivating my facebook account. 


its a sweet temptation, makes my heart pumps faster. connecting with many people, following the daily news and the accurate happenings around the world and in turkey. reaching the events organized in barcelona, stalking some new guiris in the town, sharing stuff with family and friends...


on the other hand,


its a bitter temptation, makes my stomach hurt and gives me cramps. seeing some people's profiles that i dont want to see or think, knowing how they are doing or with who they are talking. i know i wont hold myself, i wont resist THAT temptation which will make me feel miserable. i know myself, i am weak until i make a strong and instant decision to rip those people off my life. however i am not sure if i will be able to do so in near future. maybe yes maybe no. i dont feel ready despite the sweet temptation of being watched and followed by others... 


yeah, we are social animals. but i CHOSE not to be one, at least not through some virtual cyber life stalker gadget. (ok, i dont wanna be followed on the street either, lets be clear about that:P) 


still... that sweet temptation... 




maybe it's called BOREDOM...



Wednesday, October 19, 2011

neler oluyor allaasen?¿

Su hayatta herseyi kabul edilmek icin yapiyoruz aq. Bir yere, bir seye, birilerine kendimizi kabul ettirmek, onaylanmak, takdir kazanmak adina yapmadigimiz maymunluk, dikkat cekmek ve takip edilmek icin cevirmedigimiz numara kalmadi.  Izlenmemek icin kapadim feysbuku, yerine google+ actim. Bulunmamak icin blogumu gizledim, sonra gittim google+ ve msn e adresi girdim ki okunsun bari birileri tarafindan, haybeye yazmayayim diye. E peki niye? Yani salak miyim ben, bulunmamak gorulmemek icin kapadigim sacma sapan seylerin muadillerine niye sardiriyorum? Nicin okunmak izlenmek icin birseyler yapmaya devam ediyorum?
Birseyleri birileri icin yapan insanlar her zaman gozume zavalli, ezik gorunmuslerdir. Bu sebepten dolayi elimi ayagimi cekmeye calistim ama demek ki bunye etrafta karsi o kadar zayif ki, bu “círculo” o kadar guclu ki, adeta yeni izlemeye basladigim dizi “secret circle” gibi. Icine aliveriyo, istetiyo namussuz. Sosyeteden (siz turkler nasil diyorsunuz: sociedad ya da society) cekip kurtaramiyosun kendini tamamen. Sosyokulturel bir paradoks, kendimi caresiz ve zavalli hissetmeye basladim. Yeni izleyici veya okuyucu edinmek hedeflerimden biri haline geldi. Yolda yururken, hatta kosarken kafamda blog yazilari olusturuyorum. Gerci sonra yazamadan ucup gidiyorlar, ya da vardigimda eve coktan baska seylerle kendimi mesgul ediyor oluyorum. 

Ama yine de su internet blog unlulerinden PuCCa gibi sevsin insanlar beni istiyorum, okusunlar. Tabii ben de oyle guzel yazayim ama nerdee.. Bizim sevgilimiz yok ki birlikte eve cikip, kiskanclik krizleri gecirmiyoruz, ya da incecik olmamiza ragmen sisko patates sanip kendimizi liposuction yaptirmadik, eh basimizdan trajikomik olaylar da gecmiyor anasini satayim boyle allayip pullayip yazalim cizelim millet de bagrina bassin, gelsin comment'ler, gitsin like'lar, hatta bestseller yazar oluverelim, sosyal etkinliklerde boy gosterip televizyona cikalim, ama yuzumuze kese kagidi ortelim, cool dursun...

Bir seferinde benzeri blogumtrak bir aksiyona girdigimde korkulu ruyam lisedaslarim tarafindan bulunup taciz edilmis, lise yillarimda kan kusmustum bitirirayak.

Yooo dostum yoo hayir, bir baska travmayi kaldirabilecek kadar guclu oldugumdan supheliyim, her ne kadar biraz feminist, biraz ozgur, biraz sert hatun imaji ciziyor olsam da…


PS: Gorseli de kendim Barna sokaklarinda cektim, bir "kimlanbuhayatiminerkegi" havasi yaratmak adina da buraya ekledim. 


Sunday, September 18, 2011

acmak ya da acmamak

son gunlerimin en buyuk ikilemlerinden birisidir bu; facebook u yeniden acmak ya da acmamak. 


neden acmak: 


1- yeni ulke, yeni sehir
2- takip edilesi farz bir dolu aktiviteler
3- yeniden kontaga gecilmesi gereken eski dostlar, arkadaslar, ogretmenler


neden acmamak:


1- kapali olmasi ve hic acmaya yeltlenmemekle gurur duymak
2- tukurdugunu yalamayi gururuna yedirememek
3- insanlarin "yaa dondun sonunda" seklindeki yorumlarina mariz kalmak istememek.


goruldugu uzere fifti fifti, acmakla acmamak arasinda kalmis durumdayim. 


ne yapacagimi bilemiyorum. deniz ozturhan isimli kisi gibi bir okuyucu kitlem olaydi, bana bir akil verirlerdi muhakkak...



Monday, January 31, 2011

keh keh

day otuzbir eksi on.
hesap sonucu kadar gundur facebookum yok. oh yeah.

bi onceki postta yazdigim yeni puzzle eski oldu. ondan da yenisi var artik. bir capon hatunu. dunya guzeli, huyu da guzel, kendi de guzel, muniiiiiis, tatliiiiiiiiiiiiiiiiii, beni de cok seviyoooo... ay pardon karistirdim. :P

evet, capon kiz, boya moya amma peh guzel muniiis tatliiiii, ay gene hatlar karisiyo...

bitirince kesin cerceveletip duvarima ascam. kesinkes.

2 gune biter o da :)


Monday, January 24, 2011

ebet

Puzzle im bitti

Malcolm in the Middle in sonlarina geldik

Kah gulduk, kah eglendik :)

Day 14 oldu cok sukur

Tv'de evlendirme programlari (lame), soap operalar (sikici), ne olacak bu Turkiye'nin hali tartismalari (sinir bozucu), sacma sapan filmler (gereksiz)

Artik yeni bir amacim var:

Sima'ya LIKE larla oy kazandirmak

Sunday, January 23, 2011

sarimsaklasak da mi saklasak

day 13.

3-4 yil once basladigim gotik kiz puzzleimi 1 gunde bitirdim.

bakiniz yandaki foto.


daha ne olsun :)

bir de uzun zamandir pek konusamadigim arkadaslarimla konusuyorum. keeping in touch.

guzel bir sey :D

ogrendim ki 2 arkadasimin da bebegi olacakmis.

mutluyum lan!

Friday, January 21, 2011

A Deo Factus Est

october 25 te yazdigim gibi: Facebook u seviyor muyum? HAAAYIIIIRRR.

neredeyse day 12 olacak.

hala facebook suzum. o kadar da kotu gitmiyor. acil birsey gerektiginde cevremdeki insanlari seferber edebiliyorum.

nedir acil seyler? mekan/olay bilgileri, eski arkadasin ulasilir adres ve bilgileri, gibi seyler.

dolayisiyla simdiye kadar tek sinir bozucu durum, cok eski arkadasimin bende ne maili ne msni ne de skype i olmasi idi. nitekim, sima nin facebook undan kiza ozel mesaj attirdim.

hadi bakalim.

Anti-Facebook eylemlerim surecek.

sinavlarimin bitmesiyle dustugum boslugu, babaevi'nde 3 sene once baslayip bitirmedigim puzzle imi bitirmeye calisarak dolduruyorum. :)

yeah baby!

Saturday, January 15, 2011

YAY!

5 DAYS NO FACEBOOK, since 10th of January.

WOW, right? :)

What have I been doing without FB so far?

well, I did :

meet couple of friends
do some more MA research
attend a nice conference about LGBTT issues
watch more Malcolm in the Middle
answer the same old questions why I dropped out of FB
do research for a possible job opportunity I recently got

and I will :

study for the exam
write an academic paper as homework
watch some more Malcolm in the Middle ( because its so much fun)
work on my MA applications and Job thing
go to another Youth project's meeting
meet some more friends

THUS, appearently not having FB is not so bad, so far ! :D





Thursday, January 13, 2011

No Facebook

Yes. I've decided to deactivate my Facebook account, couple of days ago.
I was coming back home, on the bus, then it just hit me. Ok, I always wanted to get rid of Facebook but somehow, I couldn't do it. I guess I didn't have the guts :) Then I said to myself: That's it, I'm doin it. Here I go.

Now, the question is: What do I do instead of "watching" Facebook constantly?

a short summary:

Day 1

Looking for Master Programs for my academic future.
Watching "Malcolm in the Middle". A LOT.
More academic search.
Thinking about studying for the exam.
More "Malcolm in the Middle".

No Regret!

Day 2

Even more adacemic worries -oops, I mean search :P
Change of serie: "Clarissa".
Thinking about studying.
More "Clarissa".
Getting to study, finally.
Taking the exam.
More "Malcolm in the Middle" at night.
Some more thinkings about studying for the next exam.

No regret.


Day 3

Really studying for the exam.
Taking the exam.
More seach for academic future.
Some applications.
Organizing my room after 5 months.
Hanging some photos on the walls.
Getting busy with everything.

STILL NO REGRET! :)


Why am I writing in English?
Donno, I feel like doing so.



Monday, October 25, 2010

feysbuk

her seferinde ayni soru: ¿qué estás pensando?

hic birsey dusunmuyorum. wallahi. deli olazam, icimden "sana neeee" demek geliyo, diyemiyorum. insan ne zaman herseyi bi kenara birakip feysbukla kavga etmeye baslar? evet vahim bir durumdayken :)

mesela, gunlerdir evden pek cikmamissa, pijamalari hala uzerindeyse, gunun her turlu ogununu mideye coktaaan indirmisse, yakin zamanda sinavi olmasina ragmen dogru duzgun okula gitmemisse... ustune bir de arada sirada kendine is arayip eline birsey de gecmiyorsa, o vahim duruma ulasmis olabilir. tabii listeye birkac sey daha eklenebilir, ama halk buna hazir degil :P

gelelim feysbuk sorunsalina.

seviyor muyum? haaaayiiiiiir.
kullaniyor muyum? evet .

isim gucum yok, oole agzi acik ayran budalasi gibi bakiyorum ilk sayfasina saatlerce. hipnotize etti beni. evet. kesin. baska aciklamasi olamaz. olmamali da. mesela, cok sikici ve monoton bir hayatim yok, arkadassiz asosyal degilim, yapacak islerim var, ders var, var oglu var... yani bulabilirim. ama bulmuyorum. neden? hipnotize oldum cunku.

boylesine gereksiz yaziyi da feysbuka bakmamak icin yazmaktayim zaten. ama durduramiyorum kendimi, aciyorum bakiorum, degisik birsey olmus mu diye.. olmamis. peh.

yeni bisiler lazim.

Yeni bir aşk yeni bir iş
Yine gülecek bir neden lazım
Yeni bir haber yeni bir kader
Bunlar için bana şans lazım


Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Netherlands'de gozume carpanlar