Thursday, July 7, 2016
vay
3 koca yil icine neler neler sigdirdim, anlatsam roman olur mu acaba?
Saturday, June 1, 2013
una pausa
creo que no me apetece escribir cuando estoy feliz :) aunque la felicidad también es un sentimiento fuerte, supongo que no es tan fuerte como la tristeza, o como tormentas emocionales... pues así es.
sigo en barcelona.
intento terminar el máster.
trabajo poco a poco.
y estoy con alguien que me encanta, que me hace feliz, que me parte de risa, que me emociona, que emociono...
es curioso, porque somos tan diferentes, y tan similares a la vez... por otra parte se parece mucho a mi hermana también, como una mezcla de mi hermana y yo.
estoy saliendo con mi misma y mi hermana... WTF? :D
estoy bien. estoy muy bien. masallah, nazar degmesin heheh
Friday, December 21, 2012
Hayvan mezarligi
Yine bir yolculuk esnası, elimde telefon. Evet teknoloji işte naparsin.
hayatım pek predictable. birkaç saatlik uyku ile gecenin bir yarısı dusulen yollar, otobüsler, uzun sıralar, elde bavul, sırtta çanta, yine ağır. Beklenen uçaklar, geçmeyen dakikalar, yerlerde uyuyan yolcular, am en önemlisi yolculuklarımın hic değişmeyen öğeleri: aglayan bebekler ve o malum yere sigmayacagi icin reddedilme riski taşıyan çantam.
Her yolculukta olduğu gibi sinir stres maksimum seviyede, bu sefer başıma ne gelecek diye düşünürken, içinde dünyaları tasidigim çantamin askısı kendini yerçekiminin kollarına bıraktı. Sorun yerçekimi değil, onun keyfi gıcır, hayvan ölüsü kıvamındaki eşyayı taşıyacak olan benim kollarım... Sırtımda başka bir hayvan ölüsü, kollarımda başka bir tane, pet cemetery şeklinde havaalanı yollarında ilerlemek gerçekten zor.
O değilde, hepimiz birlikte bu uçaklara binebilecek miyiz, ben onu merak ediyorum....
Monday, December 10, 2012
neymis?
Thursday, November 8, 2012
yine celiski, hep paradoks.
iyi taraflari; yazdiklarinizi cok az kisi okur, hatta bir elin parmak sayisini gecmez takip edenler, dolayisiyla istediginiz gibi yazabilirsiniz. utanmaniza, saklanmaniza gerek yoktur. kelimelerinize anlattiklariniza dikkat etmek zorunda degilsinizdir. birileri tarafinden bulunmak, yuhlanmak gibi bir derdiniz de olmaz.
ote yandan, yari gizli olmasindan dolayi ulastiginiz kitle de cok sinirlidir. hayir, ofkeli anlaminda degil, kisitli anlamindaki sinirli :) bu yuzden de bazi zamanlar istediginiz ilgi ve alakayi goremez kimi yazilariniz, veya yasadiklariniz. takdir edilmezsiniz, okunmazsiniz, yani bilemezsiniz, iyi mi yaziyorsunuz, kotu mu.
oyle sacma bir celiskidir ki bu, bir yandan ozel seylerinizi yazmak, yargilanmadan, diger yandan degerlendirilmek, izlenmek sevilmek istersiniz baskalari tarafindan. ve bu da yargilanmayi beraberinde getirir.
sahsen, evet yeniden acmis olabilirim, fakat hala sevmiyorum feysbuku, hala gerekli gormedikce paylasmiyorum ozelimi, vs. ama iste insan degil miyiz anasini satiim, takdir edilmek, farkedilmek istiyoruz.
ne yapmak lazim? 2 blog mu acmali farkli isimlerle? yoksa feysbuk gibi herkesin birbirini gozetledigi sayfalara mi eklemeli? hos, feysbukun komik tarafi, cogu insan birbirini gozetlemelerine ragmen kesinlikle karsi tarafa caktirmamaya calisiyor, dolayisiyla, 3-5 kisinin like lamasi, aslinda 30-50 kisinin bunlari gormus farketmis fakat tepki vermemis olmasina tekabul edebiliyor. burada da bir tutarsizlik var. kisaca herhangi birseyi feysbukta paylasmak, yine istenilen ilgiyi gorecegi anlamina gelmiyor. ancak soyle bir yazi yazmaliyim ki, 106 kez tiklanmis olsun, hos onu da sevgili kardesim ve annemin feysbukta paylasmasi sonucunda gordum, her ne kadar afise edildigim icin aninda tedavulden kaldirtmis olsam da.....
evet, kucuklugumden beri kendimle celisirim. hep celisirim. hala da bu boyle.
Tenerife yolculugundan hemen once bunlari dusundum, yine baska bir konuya baslamak icin actigim blog sayfasini bambaska konuyla doldurdum.....
hayirlara vesile olsun.....
Tuesday, November 6, 2012
Hello vize hello
Yeni öğretim yılına başladığınızı nasıl anlarsınız? Polis ofisine sabahın köründe gidip uzunca bir süre sıra bekliyorsanız, yeni vize işlemleri ile birlikte yeni bir öğretim yılı da b başlamış demektir. Tek bir fark vardır arada, artık gelir gelmez değil biraz daha geç başlarsınız işkencelere, dolayısıyla biraz daha kısa sürer.
Işte böyle bir sabaha yine Gracia'da hello dedim gözlerimden akan uyku, yorgun bir bünyeyle. DTR in verdiği bir ferahlık da yok değil üzerimde. Bir aydır kacmak istediğim DTR yani define the relationship, başarıyla tamamlandı.
Yalana gerek yok biraz daha farklı bir tepki bekliyordum, ama sonuç olarak hâlâ bekar, özgür bir kızım. Kesin ve sadık bir ilişkide değilim diyelim. Eleman da razı bu işe. Super.
Tenerife'nin Ingiliz, hollandalı turist gençleri, ben geliyorum, kollayin kendinizi.
:)
Saturday, October 27, 2012
IT happened
aylardir cesaretimi bir turlu toplayamadigim, firsat yakalayamadigim veya yaratmadigim icin yapamadigim o ufak isi, bugun hallettim. oh be.
nedir o is? aylardan sonra yazmama sebep olan sey nedir yani?
biraz lisevari olacak ama, evet dostlar. yarim senedir deli divane oldugum barmen cocuktan numarasini istedim. verdi.
budur. bu kadar sacma ve basit birsey. ama ugruna duygusal blog yazisi yazdigin, gittiginde barda gormeyince uzuldugun, senle konusunca butun gunu mutlu gecirdigin, sirf gorebilmek isin bahaneler yaratip bira sevmemene ragmen calistigi yere gittigin, hatta calistigi gunlere denk gelmeye calistigin biri ile iletisimi ilerletince, insan ister istemez bulutlara bir ce-e diyor.
yeryuzune dondum.
evet, hakkinda bir bok bilmiyorum, nerden geldigi ve ne okudugu disinda. bu yuzden sistemimden atmam gerekmekteydi. hicbirsey bilmedigin sadece gordugun ve selam verdigin bir insan butun sene boyunca sana gordugunde atesler bastiriyorsa, sisteminden atman gerek. bunu doga icin, kendin icin yapmalisin. yapmaliydim. yaptim.
elimde saglam verilerle hareket ettim.
oncelikle arada bir giderek yuzumu hatirlattim. memleketlisi olan arkadasimla giderek kendimi yine hatirlattim. konustum, selam verdim. sonra kendisi kendi kendisine zaten bana benle ilgili sorular sormaya basladi. sonrasinda da uc bes espiri ile, muhabbet etmeler ile samimiyeti ilerlettim.
en son hamle ise cesaretimi toplayip direk "senle bir kahve icelim muabbet edelim yahu" seklinde telefonunu almak oldu. ustelik whatsapp i oldugunu kendisi belirtti.
bu kadar az information ile ilerlemek deli isi. ama, bir baska arkadasim su an surekli gittigi barin barmeniyle ciddi ciddi cikmaya basladi. demem o ki, why not. o kadar utopik degil. alt tarafi bir cay kahve icmeye cagiricam. muhabbet sararsa ne ala.
ayrica, elimde muhtesem bir koz bulunmakta. cunku ben zaten aslinda biriyle beraberim. which means; eger laf arasinda bana sevgilisi oldugunu soyler, ima ederse, ben de sevinmis ve ilgilenmis gibi yapip "ne hos, ben de biriyle gorusuyorum, nereli seninki? ne kadar oldu?" muhabbeti yapabilirim.... hahaytt. desperate degilim, single hic degilim. amma ve lakin, do i have a huuuge crush on him? yes. would i totally accept to fool around with him? god YES.
so be it.
Saturday, September 29, 2012
alone with me
- well... yeah... i've been busy.... with stuff... yeah....
Edit:
today is the day I started to put on my jeans. meaning: autumn has just come, damnit.
today is the day my mom's paintings seemed to have a future in the market. meaning: there is hope for the biz.
today has been a good day.
Thursday, August 30, 2012
disko disko partizani - part 2
![]() |
| iste o manzara. via my dandik phone. |
konudan uzaklasmadan, bu yaziyi da cabuk cabuk bitirmek istiyorum. gunlerdir surundu zaar.
biz bulundugumuz surece, cesitli insan profillerine, yeni yeni dans stillerine, flortlere hatta kesismelere sahit olduk. ben sahsen omuz tingildetmek disinda dans etmemis olsam da, izlediklerimden pek sikilmadim. bazen yeri geldi, yeter duptis trash turkish pop diye serzenislerde bulundum, yalan demiim, amma ve lakin, guzide sahil kentimiz Oren'den cok tarz muhtesem bir dj performans ve muzik yelpazesi beklemek de biraz sacma olurdu. kaldi ki, bircok barcelona diskosunda da cok muhtesem muzikler esliginde eglenmiyor ecnebi ve yerli gencler. misal, bir serdar ortac calsalar, tum o genclik turkiye sahillerine akacak ama... iste, kadir kiymet bilmiyoruz hic... :)
bir parantez acarak, gectigimiz sene tecrube ettigim bir barcelona anisini paylasayim: belki daha once yazmisimdir, tesadufen evimin yakinlarinda sabaha karsi gittigim bir isgal evindeki partide dj "guleyrim halina katula katula" isimli parcayi calarak beni benden almistir....
gece 12 de gidip 2 bucukta donduk eve. hatta ne hikmetse, daha erken ayrilmak isterken diskodan, orada calisan genc deliguanli gitmememiz icin bize icki ikraminda bulunmak istedi. muzikleri mi begenmediniz? soyleyelim djler ne isterseniz calsinlar. dedi. aman tanrim! bu cumleler hic kulagimiza bu denli guzel calinmamisti, cok uzun zamandir. 1- bir erkekten icki ikrami, 2-ne isterseniz calsinlar, seklinde memnun etme girisimi... insan gercekten bir hos oluyor, ilgi alaka gorunce :D ne de olsa almanci aile kizlariyiz,
sonuc: dj istedigimiz hicbirseyi koymadi, genc deliguanli calisan bir bira bile getirmedi.
ders 1: turklerin yavsakligi bile yalanmis dostum,
ders 2: misafirperverlikmis, peeeh, hani nerde anasini satayim
ders 3: eline iki cd alan, kulagina kulaklik takan yeni yetme ergenlerin bile gotleri kalkiveriyor zirt diye, bir afra bir tafra...
ders 4: ayrica kivanc tatlitug'un yandan yemisi, hatta onden ve arkadan da yemisi goruntusu verip, azcik eli yuzu duzgun veletler de havalarindan gecilmiyor. hos, dans etmeye basladigin an bittin olm sen gozumuzde.
ders 5: danimarka''ya gidecegim. sarisin ve mavi gozlu erkeklere doyacagim omrumun bir kesiminde.
turk erkeginin iki biseps iki triseps sekillendirdigi an kendini bir biscolata erkegi sanmasi (bkz hemen yanda)
bu fotodan yola cikarak, yemek yapan erkegin ne denli seksi olmasi gercegi,
dans pistinde bile erkeklerin kiz arkadaslarini rahat birakmamasi,
hatta erkeklerin dans edersen aslinda kizlardan daha kivrak ve oynak gorunebilmesi ile homofobik yapilarinin nasil da celismesi...
kiz kisminin bitmek bilmeyen hayat mucadelesi.
diskoya ailecek gidenler... ve de diskoya bir arkadasiyla gitmek, kisa sure sonra sevgilinin gelmesiyle third wheel yasam bicimine dahil olmak...
daha guzel ifade edilebilecek baska konular da cikar esasen ama, tum yaziyi bastan sona okumaya usendigimden, aklima gelenler sadece bunlar... bir de, OSS'de turkce de 1 yanlis cikaran bendenizin kurdugu icler acisi cumleleri.... nallahim.
yeter artik, bitsin bu cile, ay pardon, bu yazi..............
PS: hayir, bi de soz verdim, ingilizceye de ceviricem bu yazdiklarimi...... hay !"·$%&
SORRY, I MAY NOT TRANSLATE THESE RIGHT AWAY, i got really bored finishing this post :P
PS2: our last hours in Oren...... so sad...
Monday, August 27, 2012
Ören'de bir ay nasıl geçti - part 1
| 1 ay nah bu manzarayla gecti anasini satayim. |
Tuesday, August 21, 2012
mimarim yeter ki sen uzulme (hh part 2)

Friday, August 3, 2012
How did i hitchhike in the middle of nowhere (in greece) - hh part 1
One evening
No one helping her
In the middle of highway
Ok. I'm not the only girl who tried to hitchhike alone in europe. thats not a big news for humanity. Girls alone autostop the whole europe, til middle east then even in india blabla. BUT NOT ME.
its quite a news for me.
I am stubborn. I decided not to wait all night long to take the safe autobus to go turkey. No. I decided to reach the border with my own terms, possibilities and so, which means HH, basically.
No problem with reaching to alexandroupolis. I took the bus, for 4 hours. The stupid problem is that there is no bus going to turkey, before 3 o clock in the morning. So, what? Am I gonna wait 12 hours? Noo.
I met a young greek boy in the bus. Very young, 19 years old. When we got off, his friend and he tried to help me, by looking for the tourist information desk. on the street, I saw some young hippi-ish guys, some with rasta, some half naked (topless), they looked like they could like some adventure like hitchhiking to turkey, I decided to talk to them. Of course it has nothing to do with the fact that one of them was totally the love of my life, my future husband with blue eyes, long blond hair, shirtless, tattoo, omg, those shoulders, that chest... I stop. take me back there!
apparently they had no idea about hitchhiking. Disappointment. I wanted to ask more in order to be able to stare at him a bit more, I was wishing that they invited me up there house or to get some drinks.... But no. I am in greece, that would happen in spain... not in greece.
My head down on the road, took my luggage and left, probably looking like a turkish girl who escaped from home to be an artist or singer... Cause they asked me with eyes full of pity, how I got there...
In the end, I found some cartonbox to write huge TURKEY (KESAN) and started to wait for cars, the board on one hand, hitchhike finger on the other hand... No one came to pick me up towards turkey, except one car who told me thar I should go to the highway, cause the cars and trucks coming from thessaloniki are passing there to go to turkey. I said ok. im such a fearless stupid.
He took me to the highway, long road to walk back in case of some unfortunate experience, it was already like 6.30 afternoon. Sun was setting. Me, in the middle of nowhere, alone, a few cars passing full throttle. No houses around... Just land and lanscape...
Then I realized, that I was not really being wise going there, not waiting for the bus at 2 am.
Think positive, think positive. Board, finger, just wait, and hope for the best....
Git git bitmiy aq
yollarda uyu bazen hic uyuma... Sefillik vallahi.
Girona havaalanına kazayız belasız tüm yol boyu uyuyarak ulaştım neyse ki. Hatta o derece ki, saat kurdum neme lazım, bekleme salonunda da uyudum eğreti. Uçağa bindim bi 2 3 saatlik uçuşu da ağzım nah tabak gibi acık geçirdim. Yanımdaki civana baktım bazen uyanıp, o da salya akita akita uyuyor, dedim iyidir iyi...
Selanik e geldim. Onca işkence türkiye değil yunan toprağı içindi. Kimim kimsem olmadığından, bir an evvel baba ocagina koşayım dedim, hemen bir otobüs bileti aldım türkiye ye en yakın şehre. Zaten beleş terminal internetinden yararlanarak anamla irtibatı kurdum, meğer babam da, tez binsin gelsin diye buyurmuş. Allah allah alllah naraları atarak koştum otobüse...
Alexandropoliye türk adıyla karaagac olsa gerek, türk nüfusuna, bir iki döner kebap veya zücaciyeci dukanina sahiptir umuduyla gidiyorum... Ne tanıdık var, ne fikir... Kader kısmet, otobüs kamyon minibüs cip bip birşeyler bulup vatana giriş yapacam başka çare yok....
Wednesday, August 1, 2012
not
yani, nefret ettigim, igrendigim, her firsatta buralardan geri donmemesini istedigim beddualar yolladigim politikimsi asalak yapiya gonderme yapmak da aslinda midemi hoplatmiyor degil. ama nedense, garip bir ironi, biraz sarkazm, biraz elestiri, biraz da sitem iceriyor diye umit ederek kullaniyorum.
evet, yazmaya devam etmek lazim, ama baska bloglari okudukca, ne kadar guzel onemli konular nasil ifade edilmis gordukce, boyle bir icim buzusuyor, canim sikiliyor, sevkim kaciyor ne yalan soyleyeyim. kendim feminizm ogrencisi bhobho diye gecinirken, tabi hayatin sillesini, felegin cemberini tatmis insanlarin yaptigi cozumlemeleri, cikarimlari, tespitleri gordukce 1000 sayfalik kitaplarima tukuruyorum yemin ediyorum. puu size diyorum, bi de felsefik ispanyolca olacaksiniz. sonra da kafama vuruyorum, tuu sana bi de felsefe mi okuduydun sen kor olasica diyorum.
sonra da aliyorum havlumu, sahile gidiyorum. arada sipastik maymun suratli eski sevgilimden cevap gelmis mi diye telefonumu kontrol ederken, aklima ne felsefe, ne feminizm gelior, ah b ir dakka, dogru la su extremist erkek dusmani feministler sikca geliyor, bu erkeklerin hepsini hadim etceksin, topundan kurtulcaksin diyorum icimden, mesajdan yoksun zavalli sarji bitip duran telefonuma bakarak......
ne demis unlu dusunur, "beyin bedava"
Monday, July 23, 2012
Free hug
Sevgili günlük, uzun zamandır yazamadim, oysaki neler oldu da bitti hayatımda... Hoş, başlama ve bitme hızları ışık hızına yetişti neredeyse, belki bu yüzden de acıtma üzme ve bir takım beraberinde gelen duygu selleri de aynı oranda gelişip yok oldular...
Şu sıralar doğal sevgi şefkat ihtiyacımı sağlayamama derdine düştüm, which is hugging. sarılmam, birilerini sarıp sarmalamam lazım acil. Acil diyorum, çünkü gözlerimi kapattığımda kendimi bir yatakta, yüzü olmayan bir erkek evladına ahtopotvari bir şekilde kol ve bacaklarim üzerini iyice kaplamak suretiyle sarılarak yattığımı görüyorum. Hatta nedendir bilinmez, bu evladın üstü, göğsü bağrı çıplaktır. Tabi, et ete değecek, ebedî ve ezelî türk argümanı, benimki daha bir masum.
Velhasıl kelam, sokakta kapı aralığında, plajda, parkta, bilardo masası üzerinde gibi fantezilerim artık "sarılalım sıkı sıkı" ya inmiş, tam bir türk kızlığı hissiyatları icerisindeyim, hayırlara vesile ola... Ve tez elden sıcak bir vücut buluna...
Monday, July 9, 2012
yok ya
Friday, July 6, 2012
I hate it
birkac gundur cidden canim sikkin, uykusuz, yorgun geziyorum. ozellikle son iki gun cehennem gibi gecti, dogru durust uyuyamadim, ya da erken kalkmak zorunda kaldim, yaptigim planlar yalan oldu ya da bekledigim gibi gitmedi. reglim gecikti. evet herseyin sebebini PMS e baglamak isterdim ama maalesef tek suclu o degil.
ay basinda en yakin arkadasim bize tasindi. uzun zamandir bu ani bekliyordum. pek zaman geciremiyoruz, artik daha cok gorusuruz diye dusunurken ben, hatun eve adeta 2 kisi tasindi :(((((
evet, geldigi gunden beridir dogru duzgun yuzunu gorup konusamadim, cunku yapisik ikizi yeni manitamsi arkadasi bir yalniz birakmadi hatunu sagolsun.
komik olan durum su ki, aylardir cocugun evinde yasamaktaydi zaten, aralarinda birseylerin kivilcimlanmasi bize tasinirken olacagi tuttu yahu.
evet. su hayatta en sevmedigim bir baska sey ise "third wheel" olmaktir arkadasim. Oyle her ciftle ucuncu tekerlek olunmaz. bazi ciftler vardir ki, sekil 1a da bizzat deneyimledigim gibi, boyle iki kisi bir butun halinde yasarlar. pek guzel, hic gozum yok, allah muhabbetlerini arttirsin tabii ki herkesin. darisi basimiza falan, da, insan sosyal ortamda bir zahmen ayrilsin ama.
arghhhhh saka gibi, iki kisinin arasindaki garip dinamigi gozlemliyorum. cocuk ellerini gozlerini nerdeyse butun vucudunu kizin uzerinden alamiyor, nereye gitse kuyruk gibi, surekli opmeye calisiyor, elliyor (derken, edepsizce degil, boyle romantigimsice) sonra ne bileyim, tek muhabbet aralarindaki muhabbet. cok hos, aman bozulmasin mutlularsa falan... ama o zaman disari baskalariyla cikmayin kardesim! gerci arkadasima lafim yok, cunku cocugun davranislarina oranla kizinkiler gayet normal, hatta komik bir sekilde cocuktan uzak durmaya calisiyor. itiyor biraz, boyle garip iste. cocuk ise yapis yapis inanilmaz. diger ev arkimla konusurken farkettik, ikimiz de cocugun hareketlerinin cok egreti durdugu kanaatndeyiz.
lafim cifte degil, bu ve benzeri ciftlerin sosyal ortamlarda bulunmamasi gerektigine, hatta mumkun olsa da boyle mincik mincik insanlar sosyal alanlardan yasaklanilsa, sadece kendi evlerinde odalarinda takilsalar, mutfakta banyoda salonda yemek yerken tv izlerken baskalariyla konusurken surekli birbirlerini ellemeseler opmeseler.... karsilarindaki insani "allaam nereye baksam ben simdi, yere bakayim, duvara dogru doneyim olmadi. dur cep telefonuma mesaj gelmis mi. saat kac ya?" gibi ic seslere gark etmeseler...
gecenin sabahakarsisinda bir saatte bunlari yaziyorsam cok icime oturmus artik demek ki. tabii ki regl olamayisimin da bir etkisi olacak bu duygusal ve hormonal dalgalanmalarimda ama, arkadasim ayip yaw, saygisizlik yaw, ortamda baskasi var, invizibil degiliz ki aq.
ben kaldim barselona nin bir kismi yeni yetme alkollu, diger kismi yasli ve abaza erkekleriyle, gerek baska ciftler, gerekse pistte sacma sapan dans eden azmis genc kizlarla dolu bir diskosunda tek basima, sallanirken, yanimda cocugun surekli elledigi arkadasimla, oyle sap sap........
I hate it.
Friday, June 22, 2012
My savior
Sevgili teknoloji, yok yok, sevgili cep telefonum. Sen olmasaydın ben buralarda uc gün ne yapardım hiç bilmiyorum. You made my days here. I owe you all my joy and happiness.
You connected me to the world, to my friends, family, to whom I love the most, with you I could take photos, shitty, but it's something. I even tried to watch tv. It didn't work. But it's not you, it's the bad internet connection.
Whenever I was sad or bored, you saved me and my state of mind, thank you so much. Otherwise probably I would go crazy.
The only bad part of you is that your battery is so lousy, incredible that sometimes you don't even last 1day... Don't know if we can work it out somehow.
Over all, I really owe you a big one my baby mobile...
Love ya.
Thursday, June 21, 2012
Cadaques izlenimleri
Monday, June 18, 2012
oops I did it !
I'm loving it.
so far I finally found how to close the tagged photos!!
I have nothing, almost nothing in my profile, besides some photos I took...
hahahahahaahaha

