Friday, December 16, 2011

hollanda'da otostop gibisi yok


Oncelikle arkadasimin okudugu otostop rehberlerinden ve edindigim tecrubelerden yola cikarak Hollanda’da otostop cekmekle ilgili biraz bilgi vermek istiyorum.

Göt kadar ulke, nufusun buyuk cogunlugu sehir iclerinde pisiklet kullanmasina ragmen, ogrenci kesimi sehir disina cikmak icin genelde trene biniyor, zaten ogrenciysen indirim kartin varsa tren mren public transport sana beles, oyle bizim gibi yok akbilim 90 basti, yok dur bu ay aylik alayim falan yok yani, oh kebap. Neyse, calisan is guc sahibi, belli bir geliri olan insanciklarin ve ailelerin buyuk cogunlugunun da gayet guzel arabalari var. Belcika gibi, bazi aileler veya calisanlar hergun bazen 1 saat otedeki sehre calismaya gidebiliyorlar mesela. Cunku zaten göt kadar dedik ya, boydan boya geceyim desen 4 saat. Sehirler arasi 2 saatlik tren yolculugu “ooo uzak”.

Bi de Avrupa ulkesi adamlarin kafasi rahat, ogrenciler, gezginler bol gelir gecer otostop cekiyorlardir diye dusunduk. Hollandali arkadaslarimiz da bize otostopun yasak olmadigini, yani legal oldugunu soylediler, kitaplarda yazan seyler de Hollanda’nin gayet guvenli ve rahat otostop cekilir ulke oldugunu yazmis, ceza almazsiniz demis, eh biz de bu kadar israra, ve de trenlerin hayvan gibi pahali olmasina dayanamadik, ve “otostop cekmek zorundayiz” dedik.

Ilk tecrubemiz cok hizli ve cok muhtesem oldugu icin, ikinci seferimizde de havanin soguk, yagisli ve ruzgarli olmasina aldirmayip bol motivasyon ve heyecan icerisinde R’dam-Breda, which is 1 saatcik arabayla, yoluna attik kendimizi.

Once evden kendimizi atacagimiz otoyola kadar yuru babam yuruduk. Cantalar sirtimizda, torbalar elimizde, biz gideriz otoyola hey otobana. Sagolsun arkadasim cok centilmen bir beyefendiydi, benim pazar torbami da o tasidi tum gezi boyunca. Elimizdeki haritaya guvendik, yaklasik 3-5 km yurudukten sonra, gittik tam araclarin henuz otoyola girmedigi (cunku hollandalilar kural cignemezler, otoyolda durmak yasak ya, kimse almaz bizi sonra mazallah), ama az sonra girecegi yerde beklemeye basladik. Sansimiza yagmur yagmiyodu, yoksa iyice sicmistik. Neyse iste, dur dur bekle bekle, elimizde BREDA yazan karton kutudan yirtma tabela, arada arkadas oyunculuk gecmisine guvenerek sirinlikler yapiyor, hopluyor zipliyor falan (yoksa o baska otostopta miydi? Farketmez, her seferinde pek bir polyannaydi vesselam hehe). Yanlis yerde mi bekliyoruz, herkes bize isaret yapiyo guluyo falan derken gittik yoldan gecen birilerine sorduk, dogru yerdeyiz, hatta super yerdeyiz ama kimse bizi almadi. Pis hollandalilar. Tavsiye uzerine 1km otedeki tren istasyonunun ordaki otoparka gittik, dediler ki orda bi suru araba park ediliyomus, cikanlar belki breda’ya giderlermis, sansimiz daha yuksekmis, ama Eger aksam 6ya kadar beklersek is cikisi, daha cok araba olurmus, hatta sordugumuz cocuklardan birisinin is arkadasi breda’da yasiyormus ama isten cikmasini 3 saat kadar beklememiz gerekirmis. “hee yok canim sagol biz devam edek” dedik, gittik otoparka. Orda da isler kesat kim giriyo kim cikiyo belli degil, millet trenle gelmis zaten. Sorduk sorusturduk, biz en iyisi benzin istasyonuna gidelim dedik. Zaten 2 saat gecmis aradan, ne o 1 saatlik yol gitcez anasini satayim. Benzin istasyonuna da bi 1 km kadar yuruduk o ruzgarda soguk havada, boyle garip otoyollardan geciyoruz is kuleler var etrafta, heryer sirket, holding. Vardik. Ama benzinci ters yonde. Dediler ki, “burdan gecen araclar roterdama gider, siz karsi taraftaki benzinciye gidin en iyisimi.” “Eh iyi madem dedik, nerde o benzinci?”cok yakinda hemen surdaymis. Ilegal yollardan yuruyoruz, polis gelse belki ceza yazar, otoyoldan kosarak karsiya falan gectik, yuru yuru varamadik lanet benzinciye. Bu esnada arada durup barnak marnak kaldiriyoruz, belki biri insafa gelir durur diye, ama yok anam domuz hollandalilar. Herkes bakiyo korna caliyo el salliyo. Duran yok aq.

Sonunda bulduk Shell’i. minicik bi benzinci, sehrin de icine dogru. Evsizler gibiyiz, yanina yaklastigimiz insanlar tirsiyolar, “ne istiyosun benden” der gibi bakiyolar. Biz tabelamiz Pazar torbalarimizla falan orda kosede oturuyoruz “sefiller” i oynuyoruz. Hep ret hep ret.

Yaklasik 3 saat gecmisti artik aradan, dedim “allaskina aksam oldu hava iyice karardi, binelim trene sktirip gidelim, host bulmusuz son dakka, ayip olur bekletmeyelim, satmayalim. Parasi neyse vericez artik.”
Once tramvaya, ordan tren istasyonuna gittik catir catir 15 euro verdik. Vallahi hala kabaetimde hissediyorum acisini.

Hani nerde Hollanda kolay ulkeymis, hemen araba bulunurmus, o kadar yavru kopek “puppy” modunda baktik insanlara, “nooolur” dedik mimiklerimizle, el salladik, sirinlik yaptik, bir allahin kulu yanimizda durup bizi arabasina almadi iste, isin kotusu kicikirik 1 saatlik yola 15 euro vererek evlat acisi yasadik resmen. Ben gerci sehirici transportta kacak yapip ordan biraz kurtarmaya calistim, ama olsa olsa 3-5 euro birsey kurtarmisimdir… olsun o da birsey.

Okuz hollandalilar, yagmur camur bok gibi hava, insan acir da yanina alir. Ama yok! Cok para harcattilar bana. En azindan yoldan tasarruf etcektik.
Trenle vardik Breda’ya. Ordaki maceralar efsane zaten. Baska yaziya sakliyorum.

1 gece 1 gunduz kaldik, sonra aksamuzeri gibi, 3 civari, Utrecht’e, baska bir 1 saatlik yola cikmaya hazirlandik. Yine otostop tabi. Cunku hirsimizi alamadik ya, gene denicez. Ama bu sefer hava guzel, haftasonuna gelmisiz, hostumuz seyahat eden daha cok olur, sansiniz yuksek dedi. Yazdik kartona yine, bu sefer UTRECHT diye. Yavas yavas guzel havada guzel insanlarla dolu sehirde yuruye yuruye yine otoyola dogru gittik. Dogru yerdeyiz, tip almisiz zaten turist ofisinden, Utrecht e giden tum arabalar burdan gecer dedi, oraya gittik. Yine bekliyoruz, arkadas hopluyor zipliyor. Korna calanlar var, el sallayanlar var, “uzgunuz arabamiz cok dolu” isareti yapanlar var. ulan sanki dolu olmasa alacan… yine ayni terane. Almiorlar bizi. Acaba hangimizin tipi o kadar kayikti? Bu sefer arkadas dedi “bu karton cok yavan duruyo, biraz susleyelim” kalpler bortu bocekler cizdi, peace isareti yapti, gunes munes ekledik. Bu sefer karton oyle doldu ki, Utrecht i kapadi nerdeyse.

Yeni kartonumuzu goren soforler siritmaya basladi bize. Tamam yuzu asik suratsiz hollandalilarin yuzunu guldurdu kartonumuz, ama bizi almalarini saglamadi yine lanet olasica. Benim artik umudum tukenmek uzere. Bu sefer belli bir zaman siniri koymustuk 1.5-2 saat icerisinde kimse almazsa trene gidicez artik demistik.
Ben kartonumuzdaki bortu bocegin yanina “PLEEASEE” yazdim. Artik iyice zabittik, ajitasyonlar, elleri birbirine kenetleyip lufeeen diye yalvarmalar, yapicak birsey yok, kimse durmuyo. Cok mutsuzum. Goya muhtesem ulke, kucuk, otostop friendly, hatta otostop yarismalari falan duzenleniyor ulke genelinde. NERDE O ULKE?

Az oteye gittik, meger benzinci varmis. 15 dakkada 1 araba falan duruyor, terkedilmis gibi cunku, zaten %100 self servis, birkac tane otomat koymuslar cani ivir zivir cekerse, tampona pede ihtiyac olursa ya da dis fircalamak icab ederse falan diye… baska da bi sik yok aq. Ben oturdum, usuyorum, aksamdan kalmayiz, basim catliyo, moralim bozuk. Oyle gelene gecene bakiyorum, icimden soru sormak yalvarmak da gelmiyo. Parasi neyse verip cekip gitmek istiyorum. Ote tarafta da, polyannamiz  arada ziplar hareketlerle (belki isinmak icin yapiomustur) hala parmak kaldiriyor elinde “peace please” karton.

Topladim pilimi pirtimi,  aldim polyannayi da, bindik otobuse (yine kacak kacak beles) gittik istasyona, coktan bizi arkadaslar bekliyor orda, bir de host bulmusuz son dakka, artik verdik 7’ser kusur euroyu da, bastik gittik Utrecht’e basarisiz bir otostop girisiminin sonucunda.

No comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Netherlands'de gozume carpanlar